Türkiye’yi daha iyi tanıyalım‏

Erdogan Hegemonyasi

 

Türkiye’deki siyasi kriz; çoğunlukla durumu objektif bir şekilde yansıtamayan Kıbrıs Rum toplumundaki bazı çevrelerin analiz ve değerlendirmelerine bir kez daha konu oldu. Aslında bu analizler, bazı kişilerin «arzularının» Türkiye’deki olayların değerlendirilmesinde temel alındığı bir durum ile ilişkilidir. Tüm bunların bir sonucu olarak da, öncelikle bu «arzuların» neticesi vurgulanırken, bunun devamında olaylar bazı kişilerin «arzularını» teyit edecek şekilde yorumlanır.

Ülkedeki durumu değerlendirme için kullanılan şöyle bir tipik örnek vardır:

Türkiye bu kriz dolayısıyla zayıflamakta ve çökmektedir! Tabii ki bunun gibi dogmatik anlayışların gündeme gelmesini ilk görüşümüz değildir. Geçmişte bir çok kez, toplumda ve Orta Doğu bölgesi gibi yakın çevredeki değişiklikler göz önünde bulundurulmadan zaman içinde statik kalan değerlendirmelere konu olmuştu. Gerçekten de Türkiye, iç ve dış politikasında büyük sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.

İçsel islam çatışmalarının büyümesinden ve ‘arap baharı’nın gelişiminden kaynaklanan kışkırtmalarla karşı karşıya kalmıştır. Fakat bu durum, Türkiye’nin çökmekte olduğu gibi, alelade bir sonuca bağlanmamalıdır.

Tam tersi, olayları değerlendirme çabası, hem öznel hem de nesnel koşulları göz önünde bulunduran, nesnel analitik yöntemler temelinde yapılmalıdır. Analitik yöntemlerin harekete geçirilmesi Türk politikasının, her ülkenin politikası gibi, boşlukta hayata geçirilemeyeceği için gereklidir. Bugün, Türkiye’deki stratejik ortam, birçok faktörün önemli rol oynadığı, yoğun bir dönüşüm süreci içindedir.

Bu dönüşüm, uzun vadeli bir süreç gerektirdiğinden, nereye varacağını önceden tahmin etmek mümkün değildir. Bu nedenle, Türk dış politikasının ne kadar etkin olduğu, zaman aşımında ve küresel ölçekte bir değişim etrafında değerlendirilmesi gerekir. Örneğin, Türkiye’nin son iki yıldaki ‘Arap Baharı’ çerçevesinde yaşanan gelişmelerden dolayı «kaybettiği» söylenebilir. O zaman aynı anda ortaya çıkan bu durumdan «kimin kazandığı» sorusunun cevaplanması gerekir.

Türkiye, kendi sorunlarına rağmen, bulunduğu bölgedeki ülkelerle olan anlaşmazlıklarını parçalara ayırma yeteneğine halen sahipmiş gibi görünüyor. Aynı zamanda da yapısal şartların değişmesine esneklik göstermektedir. Örneğin, aynı politikayı Suriye’de ve birçok Körfez ülkesinde uygularken, her nasılsa Mısır’daki durumla ilgili aynı fikirde olmadığını sözlü olarak dile getirmektedir. Bu şekilde çok fazla örnek mevcuttur.

Haliyle, Türkiye dış faktörlerden etkilenmektedir, ancak aynı zamanda kendisi de dış faktör sayılabilecek diğer durumları etkileyebilir. Türkiye’nin Kıbrıs’taki tutumu da bu çerçevede değerlendirilmedir.

Türkiye’nin bir krizle karşı karşıya olduğu gerekçesiyle, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerde gecikme yaşanması, gelişmelerin dogmatik bir açıklaması gibi görünüyor.

Tam tersine, akılcı bir durum değerlendirmesi yapılacak olursa, neticeleri uzun vaadeli olacağı için kriz dönemlerinde kararlar alınmasının uygun düştüğü sonucuna varılması gerekir.

Yunanca’dan çeviren: Bahar Yandaş

21 OCAK 2014

GAZETE360

Advertisements

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Google+

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Google+. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Σύνδεση με %s